14 Nisan 2010 Çarşamba

Parkur Sporunu Yakından Tanıyalım...

jump time...

Özetle parkur, önüne çıkan engelleri en hızlı ve etkili biçimde aşarak haraket etme sanatıdır. Engelleri aşarken koşma, zıplama, tırmanma ve düşme teknikleri kullanılır. Bu sporu yaparken hiç bir özel teçhizata yada özel bir alana ihtiyacınız yoktur. İhtiyacınız olan tek şey doğal ya da yapay engellerdir. Ama öncelikle kendinizde güç, denge, esneklik, çeviklik ve akıcılık geliştirmeli ve bunlardan yararlanarak ileri görüşlülük, korkusuzluk, kontrol ve sakinlikle birleştirmelisiniz.



 
Spor olarak parkur kelimesi; İngilizcesi parkour, Fransızca parcours du combattant teriminin kısaca çeviriminden gelmektedir. Yani askeri engelli parkurdan. Şanlı Türk Silahlı Kuvvetleri de yıllardır askerlerimize engelli parkur eğitimi verdiğini hatırlarsak, bu sporun bize de aslında yabancı olmadığını fark etmiş oluruz.
 
to spring ...
 
Parkur ne kadar extreme bir spor olarak gözükse de hatta özelliklerini taşısa da askerler ve bu disipline gönül veren parkurcular (dünya genelinde erkeklerine traceur, kadınlarına traceuse diye hitap edilir) bu sporla yaratıcılıklarını geliştirip sağ duyularına katar aynı zamanda ruhi ve bedeni gelişimlerini tamamlarlar. Hey! Futbol oynarken bile sakatlanma ihtimaliniz var, unutmayın ve dikkatli olun.



hand stand ...
 
Yukarıda da dediğim gibi dünya genelinde bu sporu yapan erkeklere traceur, kadınlara traceuse deniliyor. Kelime kökü Fransızcadan gelmekte tabi sporu geliştiren bir Fransız olduğuna göre. Bu açıklamayı sadece dünya genelinde ismi böyle olduğu için söylüyorum, oysaki bizde askerde kısada olsa bu sporu yaptığımız için Türkçe isim koymayı, dilimize Fransızca sokmamayı uygun gördüm bunu bana fazla görmeyin atalarımız bile bu sporu yapıyordu. Traceur aslında izli, iz bırakan demek. Traceuse ise onun dişileştirilmiş hali ya da komplo demek. (Şu yabancıların kelimeleri erkek ve kadına ayrı ayrı söylemek gibi bir huyları var, ama bizde kadın erkek eşitliği var.) Ben bu sporu yapanlara izci demeyi uygun gördüm.

Özel Haber
http://sporajandasi.blogspot.com/

12 Nisan 2010 Pazartesi

Halterin Kraliçesi...

taylan97

Nurcan Taylan kadınlar 48 kiloda kazandığı 3 altın madalyayı silkmede kırdığı Avrupa rekoruyla taçlandırdı. Uzun zamandır başarılarına hasret kaldığımız Halterin Kraliçesi Antalya’da düzenlenecek olan Dünya Halter Şampiyonası’nda “ben de varım” dedi. 2012 Londra Olimpiyatları sonrası spor yaşamına veda edeceğini açıklayan Taylan, kendine kulüp bulamadığı için 2008 yılında kulübünü kendi kurdu. Nurcan Taylan Gençlik ve Spor Kulübü’nün bünyesinde 5 sporcu yer alıyor. Türkiye’nin ilk bayan olimpiyat şampiyonu olmasına rağmen, kulüp ve sponsor bulmakta zorlanması ülkemizde amatör sporlara “verilen desteği” bir kez daha gözler önüne seriyor.

n16_10

Taylan biri 48 kiloda diğeri ise 53 kiloda olmak üzere iki Avrupa Gençler Şampiyonluğu’yla kariyerine başarılar elde ederek başladı. 2004 Atina Olimpiyatları ise kariyerinin en üst noktasıydı. Naim Süleymanoğlu ve Halil Mutlu’nun halteri bırakmaları sonrası Türk Halterinde yaşanan büyük düşüşü önlemek için bir yıldıza ihtiyaç vardı. Bu da 2004 Atina’da koparmada ve toplamda dünya rekoru kıran Nurcan Taylan olacaktı. Olimpiyat tarihimiz boyunca halter ve güreş dışında madalyaya hasret kalan ülkemiz için Taylan cankurtaran gibiydi.

33932

Maalesef bu başarıları gölgede bırakacak skandallar ortaya çıkınca halterdeki düşüşümüz kaçınılmaz oldu. 2005 yılında Aylin Daşdelen, Sibel Şimşek, ve Şule Şahbaz gibi milli kadın halterciler antrenörleri Mehmet Üstündağ’ı cinsel taciz nedeniyle suçladı. Suçlamalar karşısında Taylan antrenörünün yanında yer aldı. Sporcu suçlamalarda bulunan üç arkadaşını lezbiyen olduklarını iddia ederek konuyu başka bir boyuta taşıdı. Tabi ki, suçlamalar,skandallar derken Nurcan Taylan halterden kafaca ve fiziksel açıdan uzaklaştı. Keza bu olaylar sonrası katıldığı Avrupa Şampiyonası öncesinde dopingli çıkması kötü günlerin devam ettiğinin bir işaretiydi. Diğer Avrupa Şampiyonalarında da altını boynuna asamayan Nurcan için önünde bir tek umut ışığı vardı.

Gewichtheben_4_600

O da 2008 Pekin Olimpiyatlarıydı. Gene beklenilen performansı gösteremeyen Nurcan, hem koparmada hem de silkmede sıfır çekmekten kurtulamadı. Kamuoyu Türk Halterinin gidişatını sorgular ve tartışır hale geldi. Kimilerince Naim ve Halil sonrası bir yıldız bulmuştuk ama onu da kaybediyorduk. Neredeyse bütün spor otoriteleri Nurcan’ın artık havlu attığını söylüyordu. Nurcan ise kendine olan inancını hala kaybetmemişti. Kadınlar 48 kiloda Avrupa’dan yeni bir ismin ortaya çıkamaması da Nurcan için bir avantajdı. 2009 Avrupa Şampiyonası’nda hasret kaldığı altın madalyayla tekrar tanıştı. Dünya Şampiyonası’nda bronz madalyayla yetinsek de eski Nurcan geri dönmüştü. En son ise Minsk’te düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda kazandığı 3 altın madalyayı kazanıp üstüne de silkmede Avrupa rekoru kırınca beklentilerimiz doğal olarak arttı. Nurcan’ın önünde Antalya’daki Dünya Şampiyonası ve 2012 Londra Olimpiyatları var. Umarım, bu iki organizasyonda da yüzümüze güldürecek sonuçlarla ayrılır. Halter yaşamına alışık olduğu altınlarla veda eder.

10 Nisan 2010 Cumartesi

Barcelona ile sözleşme imzalayan bir Türk "Cem Felek" !!!

97934
Yaşı anlamında küçük ama futbol becerisi anlamında çok büyük bir yetenek Cem Felek. Milli kalecimiz Rüştü Reçber’den sonra Barcelonna ile sözleşme imzalayan 2. Türk Cem Felek. Esas ilgi çekecek konu ise sadece 14 yaşında bu başarıyı yakalamış olması.



Cem futbola 5 yaşında Almanya’da başladı. 8 yılda oynadığı resmi maçlarda fileleri tam olarak 1185 kez havalandırdı ve havalandırmaya da devam ediyor.

12 Mayıs 1996'da Almanya'da dünyaya gelen Cem Felek, 3 yaşından itibaren futbol topundan başka hiçbir şeyle oynamayarak, futbolcu olacağının sinyallerini daha o yaşta vermiş. Cem 5 yaşına geldiğinde müthiş yeteneğini fark eden ailesi, futbola başlaması için yaşadıkları kasabanın takım seçmelerine götürmüş. Bir kasaba takımı olan Viktoria Griesheim'da futbola başlayan Cem Felek, gösterdiği etkileyici performansla 2008 yılında Eintracht Frankfurt'a transfer olmuş. Şu anda 14 yaşına girmek üzere olan Cem, daha bir yaş küçük olmasına rağmen 1995 doğumlu oyuncuların oluşturduğu milli takım seçmelerine davet edilmiş. Milli takım seçmelerinde de dikkatleri üzerine çeken Cem Felek, 8 yıllık kariyerinde 1185 gole imza atmış. Azeri iş adamı Mübariz Mansimov tarafından Azerbaycan'a davet edilen genç futbolcu, Azerbaycan Milli Takımı'nda oynaması için teklif aldı. Almanya Milli Takımı'ndan da teklif alan genç yıldız, Türkiye Milli Takımı'da oynamayı hedefliyor.

Dört yıldan beri Hessen Eyaleti'nde en fazla gol atan futbolcu olan Cem kısa futbolculuk yaşamında 90'e yakın madalya ve 28 kupa kazandığı için odası adeta bir müze gibi. Hessen Eyalet karmasında da oynayan ve Darmstadt Gesamtschule'de lise bölümünde 7. sınıf öğrencisi olan Cem çevrede, okulda ve futbol takımında arkadaşları arasında da örnek kişiliği ile tanınmakta.

cemfelek1
Halen E.Frankfurt forması giyen ve U-15 milli futbol takımına da seçilen Cem'in peşinde Barcelona, Chelsea, Manchester gibi kulüpler var. Anne ve Babası hem eğitimini alıp hem de profesyonelce antrenman yapmasını sağlayıp, O'nunla yakından ilgilenerek futbol simsarlarının ellerine bırakmak istemiyor.



Almanya 1. Ligi (Bundesliga) ekiplerinden Eintracht Frankfurt’un altyapısında oynayan ve 8 yılda attığı tam 1185 golle dikkatleri üzerine çeken genç yetenek, dünya devi Barcelona ile ön anlaşma imzaladı. İspanyol ekibinin uzun bir izleme döneminden sonra kadrosuna katmaya karar verdiği Cem’in sponsorluğunu, Palmali Holding’in sahibi olan Azerbaycanlı ünlü işadamı aynı zamanda Türk vatandaşlığı'na da geçen Mübariz Mansimov yapıyor.

cem_felek-atasi

Biyografi

12 Mayıs 1996 Mosbach / Buchen'de doğumlu. Yaşadığı yer ise Darmstadt / Griesheim. Aslen Ordulu ve ailenin tek çocuğu. Annesi ev hanımı, Babası ise İnşaatçı ve Eski Milli Teakwondo´cu. Cem Felek 36 sefer Milli formayı giydi. Şu an Eintracht Frankfurt oyuncusu. Okuduğu okul Gymnasium, 8. sınıfta. Tatillini Ordu ve Antalya’da geçiriyor. Hayatı boyunca tek oyuncağı varmış o da futbol topu. Vazgeçilemez diğer aktiviteleri ise; yüzme, sinema, paten kaymak. Döner favori yemeği. Rnb ve Hip Hop müzikleri tercih ediyor. Genç arkadaşlarına tavsiyeleri ise spor yapmaları ve azimli olmaları.

8 Nisan 2010 Perşembe

John Wall Oyun Kurucu "197 boy,19 yaş" Kentucky Üniversitesi

wall00

KİMDİR?

Nba 2010 Draft’ında birinci sıradan seçilmesi beklenen Wall hakkında herkes az çok bir şey biliyor. Gelin biz bu az çok bilgiyi biraz çoklaştıralım. Klasik özgeçmişiyle başlayalım. 6 Eylül 1990 doğumlu olduğunu söylemezsek ayıp olur. Basketbola 12 yaşında adımını attı. Genç yaşında babasını kaybettiği için “babalık” görevini kardeşleri yerine getirdi. Özellikle basketbola teşvik etme konusunda kardeşlerinin payı büyük. Amerika’da spora başlayan her küçük gibi o da Amatör Sporlar Birliğine bağlı Basketbol Okul Ligi’nde o minik eliyle topu sektirmeye başladı. Atletik özellikleri ve bitirciliğiyle dikkatleri üstüne çeken küçük basketbolcu, disiplinsiz ve şımarık tavırlarıyla antrenörlerinin başını baya ağrıttı. Fakat kardeşlerinin devreye girmesiyle birlikte yavaş yavaş toparlanmaya başladı. Boyunun yaşıtlarına göre kısa olmasına rağmen yürekli ve korkusuz potaya dalışlarıyla kendinden söz ettirti. Bu cesur adamın hayallerinin gerçekleşmesine az kaldı. Sadece lise ve belki bir yıllık üniversite eğitimini tamamladıktan sonra hayallerini süsleyen Nba’de “ben de varım” diyecekti.




Lise eğitimini North Carolina eyaletindeki Broughton Lisesi’nde sürdürdü. 2007 yılında Amatör Sporlar Birliği’nin yaz kampına katılması ve bu kampta gösterdiği performansla kampın gözdesi oldu. Hatta, şimdilerde Milwauke Bucks forması giyen Brandon Jennings’e karşı karşıya geldiği maçta 27 sayı atarak Jennings’e karşı üstünlük sağladı. Kampla ilgili verdiği röportajda, “ bu kampa katılmadan önce sessiz ve utangaç biriydim. Fakat, kısa zamanda arkadaşlarla kaynaştım. Gerçek anlamda kişiliğimi buldum. Özgüven konusunda bu kampa çok şey borçluyum” diyerek kampın hem kariyer hem de kişilik gelişiminde ne kadar ciddi bir katkı sağladığını gözlemleyebiliriz. 2007 yılından itibaren 2009’da üniversite takımları tarafından 1. sıradan seçeceğine kesin gözüyle bakılıyordu. Word of God Christian Academy’den mezun oldu. Mezuniyet öncesi North Carolina eyaleti final maçında beklentilerin altında kalıp sadece 11 sayı kaydetti. Kötü performansı Word of God Christian Academy’den mezun olarak Ncaa yolcuları arasına katıldı.

Ncaa takımlarından Kentucky Üniversitesi tarafından 5.sırada seçildi. İnanılmaz smaçları, sıra dışı istatistikleri ve de kırdığı rekorlarla başarılı bir sezon geçirdi. Kentuck’yle son 8 takım arasına girdi. Ancak West Virgina takımına sürpriz biçimde elenerek Final Four’a kalma hakkını kaybettiler. Özgeçmişi hakkında kısaca söyleyebileceklerim bunlarla sınırlı. Şimdi oyuncuyla ilgili diğer konulara değinelim.

wall11
 
ANALİZ


J.Wall’a tam anlamıyla bir oyun kurucu demek çok zor. Takımı oynatmaktan çok bireysel oynamayı tercih ediyor. Atletik özellikleri nedeniyle kendi mevkisindeki oyuncuların çok çok üstünde. Bunun yanında boyalı alanda bitirciliğiyle bize Wade ve Rose’u hatırlatıyor. Açık saha oyununda yani daha çok hızlı hücuma yatkın bir oyuncu profili çiziyor..Set hücumunda takımını organize etme konusunda sıkıntılar yaşayabilir. Takım tercihi onun Nba kariyerinde çok etkin bir rol oynayacak. New York Knicks, Phoenix Suns, GOLDEN State Warriors takımları için biçilmiş kaftan olabilir. Ancak, Boston Celtics, San Antonio Spurs gibi set hücumunu benimsemiş takımlarda kendini ıspatlaması ve istikrar sağlaması pek gerçekçi görünmüyor. Patlayıcı gücü, boyalı alandaki bitirişi ve atletizmiyle diğer oyun kuruculardan farklı olduğunu hissetiriyor. Kentucky hızlı hücumu tercih eden bir takım olduğu için hem takım olarak hem de oyun kuruc olarak Wall maç başına 4.0 top kaybıyla oynadı. Bu istatistik oyuncunun dağınık ve bireyselliği ön planda tutuğunun en büyük kanıtı. J.Wall savunma tarafında ise oyun kuruculara oranla güç ve fizik avantajını olumlu yönde kullanarak karşı takımı top kaybına sürüklüyor. Top çalma konusunda ve birebir savunmada ortalamanın üstünde. Tabi bazen oyunun hücum yönüne ağırlık verdiği için ve zaman zaman fazla top kaybettiği için savunmayı bazen unuttuğunu ya da umursamadığını söyleyebiliriz. Oyun görüşü açık alanda yeterli seviyede olsa da set hücumunda takımı oynatma yönünde ilerleme kaydetmesi gerekiyor.. Aynı zamanda sistem konusunda muhafazakar koçlarla uyum içinde çalışması ilk bakışta çok zor. Basketbol onun için bir özgürlük alanı. Bana kalırsa istatistik açıdan Nba’de ilk 10’da yer alabilir. Ama takımına başka bir boyut katabilir mi takımını playoff'a ve şampiyonluğa taşıyabilir mi? Şimdilik bu sorulara cevap vermemiz çok erken.
wall22

ÖDÜLLERİ


2010 SEC Tournament MVP(NCAA GüneyBatı Konferansı En Değerli Oyuncusu)

2010 SEC Tournament First Team ( GüneyBatı Konferansı Turnuvası Birinci Takımına seçildi.)

2009–10 SEC Player of the Year ( GüneyBatı Konferansı Yılın En iyi Oyuncu Ödülü)

İSTATİSTİKLERİ

High College (Lise) 22.1 sayı 5.5 asist 5.2 ribaund 2.0 top çalma

Kentucky University ( NCAA) 16.6 sayı 6.5 asist 4.3 ribaund 1.8 top çalma 4.0 top kaybı



Kaynaklar:
Yahoo Sports
ESPN Sports

7 Nisan 2010 Çarşamba

"Slamball" Dudakları Uçuklatan Yeni Spor Dalı...

Basketbol, Amerikan futbolu ve trambolin 3'lüsü bir araya gelirse...

slamball logo





Bir basketbol oyuncusunun en çok istediği şeylerden biri daha yükseğe sıçramak ve etkileyici smaçlar yapabilmektir.Artık bu bir duş değil. Mason Gordon da bu fikri daha da geliştirip üzerinde 8 adet trambolin bulunan bir basket sahası yarattı.

24b2fb5

33333

Normal şartlarda bile çok etkileyici smaçlar yapabilen insanların ayaklarının altına bir de trombolin koyunca ortaya çıkan görüntü adeta bir video oyununa dönüyor.

Oyunun başka bir özelliği de sertliğe açık kural yapısı. Gerçek basketboldaki gibi katı kurallar yok.

NCAA "Kolej Basketbolu" Finalinin Şampiyonu Duke...

NCAA finalinde Butler Bulldogs'u 61-59 mağlup eden Duke Blue Devils 4'üncü kez şampiyonluğa ulaştı.

2010-march-madness-odds


NCAA’de maraton sona erdi. Büyük bir çekişmeye sahne olan final maçında Butler Bulldogs’u 61-59 mağlup etmeyi başaran Duke Blue Devils, 4. kez şampiyonluğunu ilan etti.

VXPXXHTFXMNPXPR_20090416194948

NCAA Turnuvası finalinde büyük bir sürprize imza atan Butler Bulldogs ile favorilerden Duke Blue Devils, 70 bin 390 kişinin dldurduğu Lucas Oil Stdaium’da karşılaştı.


Favori Duke karşısında maçtan hiç kopmayan ve bitime 5 saniye kala iki kez Gordon Hayward ile kazanma şansı yakalayan Butler, bu fırsatlar değerlendiremedi ve salondan 61-59’luk skorla mağlup ayrıldı. Duke toplamda 4. kez şampiyonluğa ulaşırken, 2001 yılından sonra ilk kez bu sevinci yaşadı.

DSCN0008Duke
 
Duke karşılaşmaya 6-1’lik seriyle başladı. Butler Shelvin Mack’in sayılarıyla farkın açılmasına izin vermediyse de ilk yarıda son 10 dakikaya mavi şeytanlar 18-16 üstünlükle girdi. Willie Veasley’nin basketiyle ilk kez öne geçen Bulldogs, Kyle Singler-Jon Scheyer ikilisinin durduramadı ve ipleri yeniden elen alan Duke farkı 6 sayıya kadar çıkardıktan sonra soyunma odasına 33-32 üstün gitti.


Karşılaşmanın ikinci yarısı büyük bir çekişmeye sahne oldu. İlk 10 dakikalık bölüm karşılıklı basketlerle geçilirken, üstünlüğünü korumayı başaran Duke bitime 7 dakika kala farkı yeniden 5 sayıya çıkarttı: 56-51.

Matt Howard’ın üst üste kaydettiği 2 basketle yeniden umutlanan Butler, son 54 saniyeye girilirken farkı 1 sayıya indirdi. Duke, Kyle Singler ile hücumdan eli boş dönünce bitime 33.7 saniye kala öne geçme şansı yakaladı. Ancak Bulldogs yıldız oyuncusu Hayward ile bu şansı kullanamadı.


NCAA+Basketball+Tournament+Final+Four+Detroit+0weCfNQ1mXZl
 
Son 3 saniyeye girilirken Duke’da serbest atış çizgisine gelen Brian Zoubek, ilk atışı sayıya çevirdikten sonra ikinci atışını sürenin geçmesi için bilerek kaçırdı. Butler’da ribaundu alan Hayward, topla orta sahaya kadar gelerek maçtaki son şutu kullandı. Fakat önce panyaya daha sonra da çembere çarpan top basket olmadı ve Duke maçı 61-59 kazandı.


Duke’da Kyle Singler 19 sayı – 9 ribaund – 2 asist ve 2 blokla takımını sırtlarken, Jon Scheyer 15 sayı – 6 ribaund – 5 asist – 2 blokla, Nolan Smith de 13 sayı – 4 asist – 3 ribaundla oynadı.

Butler’da ise kötü bir gece geçiren Gordon Hayward 12 sayı – 8 ribaund üretirken, Shelvin Mack 12 sayı – 5 ribaund – 2 asist – 2 top çalmayla, Matt Howard da 11 sayı – 4 ribaundla oynadı.

NCAA+Basketball+Tournament+Championship+Game+BjKQZWsloyKl

5 Nisan 2010 Pazartesi

Hentbolda Erkekler Türkiye Kupası Beşiktaş'ın

Erkekler Türkiye Kupası finali ikinci maçında Beşiktaş, İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni 28-25 yenip şampiyon oldu.

hentbolda-besiktas-sampiyon_o

Erkekler Türkiye Kupası finali ikinci maçında Beşiktaş, İzmir Büyükşehir Belediyesi'ni 28-25 yenip şampiyon oldu.

İstanbul'daki ilk müsabaka 30-30 berabere tamamlanmıştı.

Maç sonrası büyük sevinç yaşayan siyah-beyazlı oyunculara kupayı Federasyon Yönetim Kurulu Üyemiz Selahattin Beşerler verdi.

besiktas-hentbol

Voleybolda Plajın Kralları ve Kraliçeleri Belli Oldu...

Plaj Voleybolu'nda İzmir'de oynanan dörtlü finalin son hafta karşılaşmalarının ardından erkeklerde Halk Bankası bayanlarda Beşiktaş şampiyon oldu.

beach-volleyball-net

Bayanlarda ve erkeklerde 9'ar takımla başlayan lig mücadelesi, İzmir Atatürk Spor Salonu'nun yan tarafında yaptırılan TVF Alsancak Plaj Voleybolu Kortları'nda gerçekleşen dörtlü final 4. hafta müsabakalarıyla sona erdi.

Ligde erkekler dörtlü final mücadelelerinde aynı puana sahip Beşiktaş ile Halk Bankası son maçta karşılaştı.

2194

İki takım arasındaki müsabakanın ilk setinde büyük çekişme yaşandı. Beşiktaş, 3 kez set sayısı fırsatından faydalanamayan rakibi karşısında ilk seti 24-22 önde tamamladı. Başkent temsilcisi ikinci sette rakibine 22-20 üstünlük sağlayınca, şampiyonu 3. set belirledi.

Rakibini son sette 15-12 geride bırakan Halk Bankası, şampiyon oldu.
Erkeklerde, Polis Akademisi üçüncülüğü, Penta Bilgisayar ise dördüncülüğü elde etti.

focada-plaj-voleybolu-keyfi-01

Bayanlarda Beşiktaş'ın şampiyonluk ipini göğüslediği dörtlü final müsabakalarında, Numune Özcan ikinci, Tirebolu üçüncü ve Gazi Üniversitesi de dördüncü oldu.

BEACH-VOLLEY-FRA-WOMEN-WORLD-FINAL-US-NLD

Erkekler Ligi'nde Beşiktaş ile Halk Bankası arasında oynanan müsabakanın ardından ligin kupa töreni yapıldı.

Bayanlarda Hatice Can Korucu, İzolda Körfez'den oluşan Beşiktaş ile erkeklerde Murat Girginoğlu ve Engin Özbek ikilisinden oluşan Halk Bankası takımları kupalarını düzenlenen törenle aldı.

4 Nisan 2010 Pazar

Dünya Fair Play Ödülü Elvan Abeylegesse'nin...

Etiyopyalı Meselecu Melkamu'ya kendi ayakkabılarını verdiği için Dünya Fair Play Ödülü'ne layık görülen Elvan Abeylegesse, “Herhangi bir beklentim yoktu. Bugün de olsa aynı fedakârlığı yapardım. Fakat böylesine önemli bir ödüle layık görüldüğüm için çok mutluyum'' diye konuştu.

ajansspor.com

BUDAPEŞTE - Dünya Fair Play Konseyi tarafından ''Dünya Fair Play Ödülü'ne'' layık görülen Elvan Abeylegesse, ödülünü almak üzere Macaristan'ın başkenti Budapeşte'ye geldi.

iaaf.org

Türk atlet Elvan Abeylegesse, İstanbul ve Almanya'nın Essen kentleriyle birlikte Avrupa Kültür Başkenti olan Macaristan'ın Pecs kentinde bugün düzenlenecek törenle ödülünü alacak.

Elvan Abeylegesse, Budapeşte Havalimanı'nda yaptığı açıklamada, 2009 yılında Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenen Dünya Atletizm Şampiyonası'nda, koşu ayakkabılarını otelde unutan Etiyopyalı Meselecu Melkamu'ya kendi ayakkabılarını verdiği için Dünya Fair Play Ödülü'ne layık görüldüğünü hatırlatarak, ''Bir sporcuya yakışan şekilde hareket ettiğimi düşünüyorum. Melkamu'ya yardım ederken, herhangi bir beklentim yoktu. Bugün de olsa aynı fedakârlığı yapardım. Fakat böylesine önemli bir ödüle layık görüldüğüm için çok mutluyum'' diye konuştu.

Çifte Düğün...

Shen Xue- Zhao Hongbo çifti 17 yıldır beraber buzda dans ediyor. Kariyerlerine 3 Dünya Şampiyonluğu sığdırmış evli çift aynı başarıyı Olimpiyatta bir türlü gösteremiyor. Boyunlarında olimpiyat altınını görmeye o kadar hasretler ki, düğünlerini bile ertelemiş durumdalar. Fakat, artık düğünlerini gönül rahatlığıyla yapabilirler. Çünkü, efsane çift Artistik Patinajda Rusların 46 yıllık hegemonyasına Vancouver Kış Olimpiyatları’nda son verdi. Hayallerini süsleyen olimpiyat altını onların “düğün hediyesi” oldu.

382742

Katıldıkları ilk Dünya Şampiyonası’nda ilk 20’ye bile giremeyen şimdinin olimpiyat ve dünya şampiyonu Shen-Zhao, azimli ve yenilikçi yaklaşımlarıyla genç yaşlarında zirveye göz kırptılar. Çin müziği eşliğinde dans etmeyi bırakıp vücutlarını Batı ezgisine teslim ettiler. Bununla da yetinmeyen ikili koreografını değiştirip danslarına başka bir boyut kattılar. Artık şampiyon olmamaları için hiçbir neden kalmamıştı.
Çinli çift için Vancouver’ın anlamı bir başka. Hem ilk Dünya Şampiyonluğunu hem de ilk Olimpiyat Şampiyonluğunu bu kentte kazandılar.Vancuover detayı dışında birçok detaydan bahsedebiliriz. Mesela, 2007 Dünya Şampiyonası serbest program bitiminde herkesi şaşkınlığa çeviren bir şey oldu. Ne mi oldu? Zhao buzun üstünde kalıp dizlerinin üzerine çökerek Zhen’e evlilik teklif etmişti.

http://www.youtube.com/watch?v=a2uSda5EBG4

Zhao, milyonlarca kişiye aldırış etmeden aşkını ilan etmişti. Tabi, sporcular evli olunca kötü espri yapamadan duramıyor insan. “İşi eve getirme” ya da “işle aşkı karıştırma” aklıma gelen birkaç kötü espriden biri. Kafama bir soru daha takılıyor. Malum çitlerde kadın patinajcı erkek patinajcı tarafından havaya doğru fırlatılıyor. Acaba, Shen havadan yere doğru kocasının kollarına inerken kendini daha mı güvende hissediyor? İşin magazinsel tarafına bir yana bırakırsak, çiftin başarısını işlerine duyduklara aşka bağlıyorum.

Artistik Patinajda 39 altın, 15 gümüş ve 11 bronz madalya kazanmalarına rağmen, olimpiyat şampiyonluğunun onlar için ne anlam ifade ettiğini rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. Ülkemizde olimpiyatın anlamını kavrayamayan ve sade bir başarı sonrası yerinde sayan yöneticilerin ve sporcuların zihniyetini sorgulamak gerekir. “Altın ikili” olimpiyat altınını aldıktan sonra bir daha yarışmalara katılmayacaklarını açıkladılar. Türkiye’de futbolcuların yalvar yakar dolaşıp bir jübile maçı için ne hallere düştüğünü gördüğümüzde, aktif spor yaşamını olimpiyat altınıyla sonlandırmanın ne kadar değerli olduğu tartışılmaz herhalde.

Orçun NİŞ

ABD'yi futboldan soğutan takım Beşiktaş...

Amerikalılar'ı Kartal soğutmuş!

Amerikan halkının, tüm dünyada en fazla rağbet gören spor dalı olan futbola; basketbol, beyzbol ve amerikan futbolu kadar sıcak bakmamasının nedenleri ortaya çıktı. Bu durumun oluşmasında Beşiktaş’ın da pay sahibi olduğu öğrenildi. CNN International’ın futbol editörlerinden James Montague, ‘Neden Amerikalılar Futbolu Sevmez’ isimli köşe yazısında Beşiktaş’ı kaleme aldı.

2

Montague, köşesinde ABD Milli Futbol Takımı’nın eski oyuncuları, eski kaptanları, yöneticileri ve taraftarıyla konuştu. İşte ünlü gazetecinin ABD Milli Takımı kaptanı Walter Bahr ile yaptığı söyleşide Bahr’ın, Beşiktaş ile ilgili anıları:

why america never fell in love soccer

İşte o zaman 27 yaşında olan ve şimdi 83 yaşındaki Bahr'ın görüşleri: O yıllar Philadelphia Nationals takımında oynuyordum. St. Louis'de Beşiktaş ile bir maç yaptık. 2. Dünya Savaşı'ndan çıkmıştık ve kendimize çok güveniyorduk. Amerikalıların, dünyanın en iyi askerleri ve sporcuları olduğuna inanıyorduk. Fakat ABD takımı olarak çıktığımız maçta Beşiktaş bizi 5-0 yendi. Herkes o kadar büyük hayal kırıklığına uğradı ki adeta şok olduk. Bu sonucu asla beklemiyorduk. O günden sonra adeta futboldan soğuduk.

1

İŞTE ABD TURNESİNE KATILAN VE TURNUVADA KUPA KAZANAN TAKIMIN KADROSU;

Mehmet Fevzi Ethem-Yavuz Yani Dr. Vedii-Çaçi Nusret Maruli, Levon, Ali İhsan, Eşref “Çengel” Hüseyin Rahmi Tekin, Faruk, Süleyman, Kemal , Bülent Esel, Fahrettin, Recep Adanır, Şükrü Gülesin


1950 Mayıs ayında başlayan kıtalararası bu ilk turnesinde Beşiktaş sırasıyla New York Karması’nı 5-3 Chicago Karması’nı 5-2 Amerika Milli Takımı’nı 5-0 (ABD Milli takımı kaptanının söz ettiği karşılaşma) New York All Star Takımı’nı 3-1 Phidelphia Karması’nı 7-1 yendi ve New England Karması ile 1-1 berabere kalıp sadece İngiliz temsilcisi Mancherter United’e 2-1 mağlup oldu.

NOT: Beşiktaş 15 Mayıs 1950 tarihinde İstanbul Ligi şampiyonu olduktan sonra bir turnuvaya katılmak üzere Amerika’ya giderek “kıtalararası ilk seyahat eden kulüp” ünvanını aldı. Turnuvada kazanılan kupa ise halen kulübün müzesinde sergileniyor.

Kaynaklar
CNN,Medya BJK,Gazeteport

Simitçilikten şampiyonluğa...

Ağrı'da simit satan 15 yaşındaki Arif Koç, Ferdi Yıldızlar Türkiye Halter Şampiyonasında, koparmada 128 kilo ağırlık kaldırarak, şampiyon oldu.

Arif Koç

AĞRI - Ağrı'da Gençlik Spor İl Müdürlüğü tarafından 2 yıl önce başlatılan ''sokaktan 2016 olimpiyatlarına'' projesi kapsamında, simit satarken keşfedilen Arif Koç, eski milli halterci ve antrenör olan Muhlis Akbaş sayesinde, halter sporu ile tanıştı.

Büyük bir özveri ile halter dalında çalışmalarını sürdüren Koç, Türkiye Halter Federasyonu tarafından 19-20-21 Mart 2010 tarihlerinde Van'da düzenlenen Ferdi Yıldızlar Türkiye Halter Şampiyonasında, 85 kilo erkekler kategorisinde, koparmada 128 kilo ağırlık kaldırarak, birincilik elde etti.

Arif Koç, gazetecilere yaptığı açıklamada, iki yıl önce sokakta simit satarken halter ile tanıştığını, bu sporu severek yaptığını belirterek, halen okul saatleri dışında her gün 2 saat simit sattığını söyledi.

Aile ekonomisine katkı sunmak, okul harçlığını kazanmak için simit sattığını anlatan Koç, simit sattıktan sonra spor salonuna giderek halter çalıştığını belirtti.

Halterci Halil Mutlu gibi başarılı olmayı hayal ettiğini ifade eden Koç, Türkiye'de ve dünyada yapılan müsabakalarda, önemli başarılar elde edeceğine inandığını kaydetti.

Antrenör Muhlis Akbaş da iki yıl önce başlatılan proje kapsamında, sokakta çalışan çocukları belirlemek amacıyla alan taraması yaptıklarını anlatarak, bu çalışmalar sırasında simit satan Arif Koç ile karşılaştıklarını söyledi.

NTV Spor ve Ajanslar